Şiir Hayatım - Necip Fazıl Kısakürek


Aç Kapıyı  
 
Aç kapıyı, haber var,
Ötenin ötesinden!
Dudaklarda şarkılar,
Kurtuluş bestesinden.
 
Biz geldik, bilen bilsin!
Gönül gönül girilsin,
İnsanlar devşirilsin,
Sonsuzluk destesinden...


Açıklarda  
 
Bir ağızdan çalınan düdükler, kalın kalın,
Boşlukta tos vuracak nokta arayan çığlık.
Koşup, yılanlar gibi üzerinden suların,
Arıyor teknemizi oturacak bir sığlık.
 
Omuz omza şahlanan dalgalar, büyük büyük,
Bir ses işitip ürkmüş, sürülerle canavar.
Gözlerinde kıvılcım, ağızlarında köpük,
Birbirinin üstünden atlayıp geliyorlar.
 
Gittikçe boşluklara düşmekteyiz enginde;
Arkadaki sahilse, fosfor bir iz halinde,
Her ân bir parça daha uzaklaşıyor bizden.
 
Deniz, bu yerde ölüm korkusu kadar derin;
Kocaman bir kuş gibi geliyor peşimizden,
Ruhu, bu kapkaranlık suda can verenlerin...


Ağlayan Çocuklar  
 
Kafesli evlerde ağlar çocuklar,
Odalarda akşam olurken henüz.
O zaman gözümün önünde parlar,
Buruşuk buruşuk, ağlayan bir yüz.
 
Ne vakit karanlık kaplasa yeri,
Başlar çocukların büyük kederi;
Bakınır, korkuyla dolu gözleri:
Ya artık bir daha olmazsa gündüz?
 
Gittikçe kesilir derken sedalar,
Gece; bir siyah el gözümü bağlar;
Duyarım, içime sığınmış, ağlar,
Bir ufacık çocuk, bir küçük öksüz...


Allah Derim  
 
Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin; 
Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
İsterseniz hayat aşını verin;
Sayılı nimetler bal olsa yemem!
 
Ey akıl, nasıl da delinmez küfen?
Ebedi oluşun urbası kefen!
Kursa da boşluğa asma köprü, fen,
Allah derim, başka hiçbir şey demem!


Allah Diyene  
 
Her şey, her şey şu tek müjdede;
Yoktur ölüm, Allah diyene
Canım kurban, başı secdede,
İki büklüm, Allah diyene
 
Akıl, kırık kanadı hiçin;
Derdi gücü 'nasıl' ve 'niçin'...
Bağlı, perçin üstüne perçin,
Benim gönlüm Allah diyene...


Anneciğim  
 
Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!
 
Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!
 
Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim!..


Azgın Deniz  
 
Hangi hissin parmagi dokundu ki, derine, 
Düstü bir gizli alev salkimi icerine? 
Hangi kabus basti ki, seni uykularinda, 
Birdenbire cehennem kaynadi sularinda? 
Örtüldü bastan basa tenin beyaz bir terle, 
Duman duman yayilan incecik köpüklerle. 
Hangi dert kaldi, söyle, bagrina üsüsmeyen, 
Hangi ölüm sarkisi, bu dilinden düsmeyen? 
Hangi öfkeyle yüzün, böyle karisti yer yer, 
Sana yan mi baktilar, bir sey mi söylediler? 
Bir sey dinleme artik, artik birsey dinleme! 
Cagir, bütün günahkar ruhlari cehenneme! 
Karsina, sahil, kaya, insan kim cikarsa vur! 
Vur basina, alemde, kör, sagir, ne varsa vur! 
Sal her taraftan, dagdan, gökten, pencereden sal!
Nihayet kala kala dünyada tek kisi kal !


Ayrılık Vakti  
 
Akşamı getiren sesleri dinle 
Dinle de gönlümü alıver gitsin 
Saçlarımdan tutup kor gözlerinle 
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin 
 
Güneşle köye in, beni bırak da 
Küçüle, küçüle kaybol ırakta 
Şu yolu dönerken arkana bak da 
Köşede bir lahza kalıver gitsin 
 
Ümidim yılların seline düştü 
Saçının en titrek teline düştü 
Kuru yaprak gibi eline düştü 
İstersen rüzgara salıver gitsin 


Beklenen  
 
ne hasta bekler sabahı 
ne taze ölüyü mezar 
ne de şeytan bir günahı 
seni beklediğim kadar 
 
geçti istemem gelmeni 
yokluğunda buldum seni 
bırak vehmimde gölgeni 
gelme artık neye yarar 


Bekleyen  
 
Sen, kaçan ürkek ceylansın dağda, 
Ben, peşine duşmuş bir canavarım! 
İstersen dünyayı çağır imdada; 
Sen varsın dünyada, bir de ben varım! 
 
Seni korkutacak geçtiğin yollar, 
Arkandan gelecek hep ayak sesim. 
Sarıp vücudunu belirsiz kollar, 
Enseni yakacak ateş nefesim. 
 
Kimsesiz odanda kıs geceleri, 
İçin ürperdiği demler beni an! 
De ki Odur sarsan pencereleri, 
De ki Rüzgar değil, odur haykıran! 
 
Göğsümden havaya kattığım zehir, 
Solduracak bir gül gibi ömrünü. 
Kaçıp dolasan da sen, şehir sehir. 
Bana kalacaksın yine son günü. 
 
Ölürsün... Kapanır yollar geriye; 
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim. 
Varılmaz hayale işaret diye 
Toprağında bir taş olur, beklerim...


Bu Yağmur  
 
Bu yağmur... bu yağmur... bu kıldan ince 
Nefesten yumuşak yağan bu yağmur... 
Bu yağmur... bu yağmur... bir gün dinince. 
Aynalar yüzümü tanımaz olur. 
 
Bu yağmur kanımı boğan bir iplik 
Tenimde acısız yatan bir bıçak 
Bu yağmur yerde taş ve bende kemik 
Dayandıkça çisil çisil yağacak. 
 
Bu yağmur delilik vehminden üstün; 
Karanlık kovulmaz düşüncelerden. 
Cinlerin beynimde yaptığı düğün 
Sulardan, seslerden ve gecelerden. 


Bizim Şarkımız  
 
Kırılır da bir gün tüm dişliler 
Döner şanlı şanlı çarkımız bizim 
Gökten bir el yaşlı gözleri siler 
Şenlenir evimiz barkımız bizim 
 
Yokuşlar kaybolur çıkarız düze 
Kavuşuruz sonu gelmez gündüze 
Sapan taşların yanında füze 
Başka alemlerle farkımız bizim 
 
Kurtulur dil tarih ahlak ve iman 
Görürler nasılmış neymiş kahraman 
Yer ve gök su vermem dediği zaman 
Her tarlayı sular arkımız bizim 
 
Gideriz nur yolu izde gideriz 
Taş bağırda sular dizde gideriz 
Bir gün akşam olur bizde gideriz 
Kalır dudaklarda ŞARKIMIZ bizim... 


Benim Nefsim  
 
Ruhuma bir kefen bezi yeter de; 
Yetmez aç nefsime sırma ve ipek. 
Çare yok yüzünden düştüğüm derde, 
Yesem de toprakla karışık kepek. 
 
Güneşle bir tutsam girmez hizaya, 
Dar bulur sığmam der dipsiz fezaya. 
Kuyruk sallar, sonra hırlar ezaya, 
Benim nefsim, benim nefsim ne köpek! 


 
 
Bugün 15773 ziyaretçikişi burdaydı!

Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol