Şiir Hayatım - Yahya Kemal Beyatlı


Akincilar  
 
Bin atli, akinlarda çocuklar gibi şendik; 
Bin atli o gün dev gibi bir orduyu yendik! 
 
Ak tolgali beylerbeyi haykirdi: Ilerle! 
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kaafilelerle... 
 
Şimşek gibi bir semte atildik yedi koldan. 
Şimşek gibi Türk atlarinin geçtigi yoldan. 
 
Bir gün dolu dizgin boşanan atlarimizla 
Yerden yedi kat arsa kanatlandik o hizla... 
 
Cennette bugün gülleri açmiş görürüz de 
Hala o kizil hatira titre gözümüzde! 
 
Bin atli, akinlarda çocuklar gibi şendik; 
Bin atli o gün dev gibi bir orduyu yendik!


Bir Başka Tepeden  
 
 
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmediğim, gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtına kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
 
Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derin, en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.


Düşünce  
 
 
Ülfet belalı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
İnsanlar anlaşıldı cihanın da sırrı yok,
Kalsaydı tirkeşimde eğer tek bir altın ok
En tatlı bir hayal için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakından gözlerim artık son uykuma.
Gördüm ve anladım yaşamak macerasını
Bakiyse ruh eğer dilemezdim bekasını.
Hülyası kalmayınca hayatın ne zevki var,
Bitsin hayırlısıyla bu beyhude sonbahar.
"Yalnız duyan yaşar" sözü derler ki doğrudur;
"Yalnız duyan çeker" derin, en doğru söz budur.
Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi,
Müşkil budur ki ölmeden evvel ölür kişi.


O Rüzgar  
 
Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan!
Gür bir imanla damarlarda ateşten bir kan
 
Birleşip böyle diyorlardı derin bir sesle,
Yeri fethetmek için gelmiş o Fatih nesle.
 
Böyle bir dersi alan ruha vatan dar görünür;
Daima başka sefer, başka ufuklar görünür.
 
O nesil duymuş akın zevkini rüzgarda bile;
Bu duyuş varmış akınlardaki atlarda bile;
 
Bilmemiş var mı geniş yeryüzünün serhaddi,
Yıkmış ufkunda durup karşı koyan her seddi,
 
Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına
Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgarına.


 Özleyen  
 
Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde, 
Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde! 
Dağlar ağarırken konuşmuştuk tepelerde, 
Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde! 
 
Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi, 
Hülya gibi yalnız gezinenler köye indi 
Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi, 
Gönlümle, hayalet gibi, ben kaldım o yerde.


Ses  
 
Günlerce ne gördüm ne de kimseye sordum, 
"Yarab! hele kalp ağrılarım durdu!" diyordum. 
His var mı bu alemde nekahat gibi tatlı 
Gönlüm bu sevincin heyecanıyla kanatlı 
Bir taze bahar alemi seyretti felekte, 
Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te, 
Akşam!.. Lekesiz,,saf, iyi bir yüz gibi akşam!.. 
Ta karşı bayırlarda tutuşmuş iki üç cam; 
Sakin koyu,şen cepheli kasrıyle Küçüksu, 
Ardında vatan semtinin ormanları kuytu; 
Bir neşeli hengamede çepçevre yamaçlar 
Hep aynı tehassüsle meyillenmiş ağaçlar 
Dalgın duyuyor rüzgarın ahengini dal dal. 
Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal. 
Bir lahzada bir pancur açılmış gibi yazdan 
Bir bestenin engin sesi yükseldi boğazdan 
Coşmuş yine bir aşkın uzak hatırasıyla, 
Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla, 
Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi: 
Görmüş ve geçirmiş denizin kalbine sindi. 
Ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım. 
Tekrar o alev gömleği giymiş gibi yandım, 
Her yerden o,hem aynı bakış ,aynı emelde, 
Bir kanlı gül ağzında ve mey kasesi elde; 
Her yerden o, hem aynı güzellikte göründü, 
Sandım bu biten gün beni ram ettiği gündü.
 
 
Sessiz Gemi  
 
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
 
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
 
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
 
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
 
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
 
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.


Sonbahar  
 
Fani ömür biter,Bir uzun sonbahar olur. 
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, tarümar olur. 
Mevsim boyunca kendini hissettirir veda; 
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ. 
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir. 
Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir; 
Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere. 
Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere. 
 
Dünyanın ufku gözlere gittikçe tar olur. 
Her gün sürüklenip yaşamak ruha bar olur. 
İnsan duyar yerin dile gelmiş sükutunu; 
Bir başka musikiiye geçiş farz eder bunu. 
 
Teslim olunca vadesi gelmiş zevaline, 
Benzer cihana gelmeden evvelki haline. 
 
Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya 
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya: 
Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı; 
Fark etmez anne - toprak ölüm maceramızı.


Şarkı  
 
Kalbim yine üzgün seni andım da derinden,
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
Üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden,
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
 
Senden boşalan bağrıma göz yaşları dolmuş!
Gördüm ki, yazın bastığımız otları solmuş.
Son demde bu mevsim gibi benzim de kül olmuş
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
 
Bugün 15774 ziyaretçikişi burdaydı!

Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol